← Seyahat

Uzak Doğu'ya yolculuk: Seul, Tokyo, Kyoto, Nara ve Osaka

10 dk okuma

Bu yazının İngilizcesi de var: A trip to South Korea and Japan: Seoul, Tokyo, Kyoto, Nara and Osaka →

Bundan tam üç hafta önce İstanbul Havalimanı’ndaydım. Uçağımız öğlen saat 13.00’teydi. Bence uçmak için en güzel zamanlar sabah 9’dan sonrası ve öğlen saatleri; çünkü erken kalkmak zorunda kalmamak büyük bir konfor sağlıyor.

Caner ile birlikte yola çıktık. Çin Hava Yolları ile uçtuk; resmi adı China Eastern Airlines. Aktarmalı bir şekilde Güney Kore’nin başkenti Seul’e gidiyorduk. İstanbul Havalimanı’nda check-in yaptığımızda bize ikinci aktarma biletimizi vermediler. Bir sorun olduğunu ve bileti Çin’den alabileceğimizi söylediler. Yıllardır uçtuğum için bunu çok dert etmedim.

Yolculuk yaklaşık 13 saat sürdü. Çin Hava Yolları’nın uçağı inanılmaz rahattı; diz mesafesi çok iyiydi, yemekler harikaydı. Ama en önemlisi, kabin ekibi çok kibar, güler yüzlü ve ilgiliydi. Bir daha uzun bir uçuş yapacak olursam kesinlikle yine Çin Hava Yolları’nı tercih ederim, çünkü bagaj hakkı da oldukça yüksek: İki adet 23 kg bavul hakkınız var.

Fakat bilet alırken mutlaka havayolunun kendi sitesinden alın. Biz ucuza geldiği için ucuza bilet.com’dan almıştık ve bize her iki uçuşun da Çin Hava Yolları’na ait olduğunu göstermesine rağmen, ikinci uçuş Kore Hava Yolları olduğu için aktarma biletimizi İstanbul’da veremediler.

Mecburen Çin, Şanghay’da polis kontrolünden geçerek Kore uçuşumuzun biletini aldık. Bu arada Türk vatandaşlarının Çin’e bireysel giriş vizesi yoktur; sadece transit geçiş yapabilirsiniz. Ancak bizim transit vize hakkımız bile bulunmadığı için neredeyse bir saat polis memurlarıyla konuşup biletlerimizi, kalacağımız yerleri ve mesleğimizi açıklayarak geçici bir transit izin aldık.

Bu nedenle size tavsiyem, biletlerinizi İstanbul’dan alırken güvenilir bir aracı kullanmanız ya da doğrudan havayolunun kendi sitesinden almanızdır. Ayrıca Japonya’ya direkt uçmak isterseniz THY veya ANA (All Nippon Airways) sitesini de inceleyebilirsiniz.

Bu benim ilk 13 saat üzeri uçuşumdu. Çok farklı bir boyut. En uzun uçuşum Londra’ya, yaklaşık 5 saatti. Uçarken yanımda arkadaşımın olması beni rahatlattı. Ben görerek ve keşfederek yaşayan biriyim; 13 saatlik uçuşu atlattıktan sonra artık tek başıma da uzun yolculuklara çıkabileceğimi fark ettim. Apple TV’ye birkaç güzel film indirmiştim. İçlerinden biri Ayla idi. Kore–Türkiye ilişkilerini anlatan, gerçek bir yaşanmış olaydan esinlenen, çok anlamlı bir filmdi.

Bu arada Eylül ayında ülkemiz Çin’e kolaylık sağlayarak e-vize sistemine dahil oldu. Gözlemlediğim kadarıyla Çin eşitlik prensibini benimseyen bir ülke; dolayısıyla yakın zamanda bize de vize kolaylığı sağlayacaklarını düşünüyorum. Çin’i kültürü ve doğal güzellikleri nedeniyle çok merak ediyorum ama önce New York ve Rio de Janeiro’ya gitmem lazım. Bunlar listemin en üstünde.

Kore’ye vardığımızda saat öğlen 12 civarıydı; Türkiye saatiyle sabah 6 gibi. Çok yorgunduk. Airbnb’mize yerleşip bir saat kadar dinlendik. Ben çok bitkin olmama rağmen gözümü kapatamadım. Seul’de üç gece geçirdik. Bence daha uzun kalınabilir; hatta Busan ve Jeju’ya geçerek çok daha farklı yerler de görülebilir. Seul çok modern, sakin ve geniş caddeleriyle ferah bir şehir. Her yerde bir huzur hâli var.

İlk gün Namsan Tower ve Myeongdong’u gezerek şehre kocaman bir merhaba dedik. Hava sıcaklığı İstanbul’a çok benziyordu ama kasım ayı olduğu için ara ara üşüdüm; bir tık daha kalın giyilebilir. 1000 won yaklaşık 28 liraya denk geliyor; yani genel olarak fiyatlar uygun.

Kore filmlerini sever misiniz? Ben Parazit ve Şüphe filmlerini izlemiştim. O filmlerde geçen sokakları görmek çok güzeldi. “Annyeonghaseyo” merhaba demek; “Kamsahamnida” teşekkürler. Bu kelimeleri söyleyince çok sıcak davranıyorlar. İngilizce genel olarak konuşuluyor.

Kore’de mutlaka görmeniz gereken yerlerin listesini paylaşıyorum:

  • Gyeongbokgung Sarayı: Saraya giderken Hanbok kiralayabilirsiniz. Böylece giriş ücretsiz oluyor. İki saat kiralamak yeterli. Biz kıyafetleri çok sevdiğimiz için tüm gün kiraladık. Saray iki saatte bitince şehirde bu kıyafetlerle dolaştık. Caner’in elinde kılıç olduğu için insanlar bizi asker sandı, fotoğraf çekilmek istediler. Biraz komikti tabii; tüm gün kendinizi şehri koruyan biri gibi hissediyorsunuz.

  • Bukchon Hanok Köyü: Saraya çok yakın. Sabah erken giderseniz harika fotoğraflar çekebilirsiniz.

  • Namsan Seul Kulesi: Akşamları çok güzel bir havası var.

  • Changdeokgung Sarayı ve bahçesi de görülmeli.

  • Starfield Kütüphanesi (Gangnam): Kesinlikle ziyaret edilmeli.

  • Hongdae: Üniversitelilerin olduğu, hareketli bir bölge.

    Ama ben en çok Myeongdong’un enerjisini sevdim.

Kore’de yüz kremleri, saç ürünleri ve kişisel bakım malzemeleri hem çok kaliteli hem de çok uygun fiyatlı. Mutlaka alışveriş yapın. 100 ml üzeri ürünleri uçak altı bagajına koymayı unutmayın.

Son olarak, seyahatinizden bir hafta önce K-ETA vizesi başvurusunu yapmayı ihmal etmeyin. Ülkeye girişte bu belgeyi mutlaka istiyorlar.

Tokyoya Yolculuk – 3. Günün Ardından

3 günün sonunda Tokyo’ya gitmek için sabah erkenden yola çıktık. Kore’de seyahat ederken mutlaka T-money kart almalısınız. Seven Eleven marketlerde satılıyor. İçerisine 7.000 won yüklerseniz 3 gün boyunca yeterli olur. Metrolara giriş çıkış yaparken kartı okutmanız yeterlidir. Sadece nakit para ile dolum yapılabiliyor.

Tokyo’ya Incheon Havalimanı’ndan yola çıktık ve 3 saatlik bir uçuşun ardından Tokyo’ya vardık. Japonya’da Tokyo, Kyoto, Nara (Kyoto’dan günübirlik), Osaka şeklinde gezimizi sürdüreceğiz. Bu arada ne Seul’de ne de Tokyo’da giyim ve elektronik alışverişi yapmayın; kendinize yük etmeyin. Çünkü hepsi Osaka’da hem daha bol hem de daha uygun fiyatlı. Üstelik Osaka son durağınız olacağı için yaptığınız alışveriş size yol boyu yük de olmaz. Yanınızda mutlaka bavul götürün; çünkü Japonya’da bavullar sandığım kadar ucuz değildi. Kaliteli Japon markası olsun derseniz Ginza Karen alabilirsiniz. Namba’da mağazaları var.

Japonya aynı zamanda kozmetikte de çok başarılı ve fiyatlar oldukça uygun. Elektronik alışverişlerinizde ise mutlaka Türkiye ile internet üzerinden fiyat kıyaslaması yapın; bazen Türkiye daha uygun olabiliyor. iPhone çok ucuzdu ama hiçbir yerde bulamadık.

Tokyo’da iPhone kullanıyorsanız, bölgeyi Japonya yaparak cüzdan üzerinden Suica kartını aktive edebilirsiniz. Bu kartla metroya binebilirsiniz. Suica’ya kredi kartıyla yükleme yapılabiliyor ancak Türk kredi kartları Apple Pay’de geçmediği için Avrupa’da bir hesap veya kart üzerinden para aktarmanız gerekir.

Tokyo, Japonya’da gezdiğim şehirler arasında en güzeli. Burada yaşayabilirim. İnsanlar çok sıcak, çok medeni ve sokaklar tertemiz. Hava genelde açıktı. Anime sever misiniz? Ben severim. En sevdiğim anime Ruhların Kaçışı’dır. Filmi izlerken o yeşil doğa, tarihi ve şirin evlerin nasıl tasarlandığını hep merak etmiştim. Cevabını Tokyo’da buldum; çünkü her şey düzenli, minik ve tertemiz. Ada ülkesi olmanın verdiği sınır nedeniyle şehrin her yeri çok verimli kullanılmış. Yaklaşık 900 yıllık başkent Kyoto’dan Tokyo’ya taşınan başkent, 200 yıldır burada ve şehir gerçekten çok nizami. İnsanları güler yüzlü, saygılı ve kültürlü. Herkes tertemiz giyiniyor; sade bir şıklık hâkim, gösteriş yok. Bu konuda Japon arkadaşlarımın paylaşımlarından şunu öğrenmiştim: Çocukluktan itibaren mütevazılık, alçakgönüllülük ve gösterişten uzak durma özellikle eğitimle veriliyor; aile içinde öğretilen temel bir değer. Bir de mottainai diye bir kavram var: Elindeki nimeti ziyan etmeme, kıymetini bilme anlayışı. Aslında bu, bizim toplumumuzda da bilinen bir şey — adı mottainai olarak geçmese de. Ben de hayatımda bunu uygularım; daha anlamlı yaşamak için gerçekten güzel bir kavram. Bunu bana da ailem öğretmişti.

Tokyo’da Tokyo Kulesi, Shinjuku’daki kedili bina, Shibuya’daki ünlü yaya geçidi, Tokyo İstasyonu ve çevresindeki Kraliyet Bahçeleri, Asakusa’daki tapınaklar görülmeli. Biz konaklamayı Asakusa’da yaptık; hem merkezi hem de sakin bir bölge. Senso-ji Tapınağı mutlaka görülmeli. Meiji Tapınağı ise Japonya’nın dünya ile modern ilişkiler kurmasını sağlayan imparatorluk ailesine ait önemli bir tapınaktır. Tokyo İmparatorluk Sarayı pazartesi günleri kapalıdır, buna dikkat edin. Ginza bölgesi alışveriş için çok güzel; burada büyük Uniqlo mağazasından rahatça alışveriş yapabilirsiniz. Akihabara ise elektronik mağazalarıyla meşhur; ayrıca ikonik maid kafeler de burada. Yoyogi Parkı ve Ueno Parkı yürüyüş için ideal.

Biz samuray deneyimi (samurai experience) etkinliğine katıldık; kılıç nasıl kullanılır ve samuray tarihi hakkında çok güzel bilgiler aldık. Hachiko Anıtı da Shibuya’da bulunuyor. Bunlardan çok daha fazlası Tokyoda mevcut; Google yapay zeka uygulamasından hepsinin listesini çıkarabilirsiniz.

Yemek olarak hemen hemen her şeyi denedik. Suşiler çok güzeldi ama çiğ sevmediğim için wagyu etleri, udon ve ramenler, tavuk yemekleri daha çok hoşuma gitti. Sabahları pilav ile çiğ yumurta denemelisiniz. Marketlerde her zaman sağlıklı atıştırmalıklar var. Bu ülkede insanların zayıf ve sağlıklı olmasının sebebi bence hem devletin denetimleri hem de halkın bilinçli olması. Paket gıda çok az gördüm. En sevdiğim atıştırmalık ananas dilimleriydi.

Tokyo İstasyonu’nda ikinci gün bir tura katıldım. Fuji Dağı’na gittik. Dağı göremesek de ikonik yol ayrımlarında fotoğraflar çektik. Dönüşte Tokyo İstasyonu’nun yanında çalıştığım bankanın genel müdürlüğünü gördüm. MUFG şehrin her yerindeydi. Bu şirketle olan bağım nedeniyle Japonya’da kendimi bir turistten daha yakın hissettim. Çat pat Japoncamla her yerde sohbet etmeye çalıştım. Burada 3 ay yaşasam kesin konuşmaya başlardım. Biliyorsunuz Türkçe ile Japonca benzer gramer yapısına sahip.

Tokyo’dan sonra Kyoto’ya geçmek için tabii ki mermi trenini kullandık. Treni az daha kaçırıyorduk; toplam 45 kilo gelen iki bavulla koşmak zorunda kalmıştım. Trene bindikten 3 saniye sonra hareket etti. Çok heyecanlı ve unutulmaz bir deneyimdi. Tokyo–Kyoto arası yaklaşık 600 km ve 2.5 saatte gidiliyor. Bu mesafe neredeyse İstanbul–Antalya kadar.

Kyoto yaklaşık 900 yıl boyunca ülkenin başkentliğini yapmış. Samuray kültürüyle birleşince çok daha elit ve kibar insanların yaşadığı bir şehir olduğunu hissettim. Binalar tarihi ve şehrin her yanında çok güzel tapınaklar var. Ghibli Stüdyosu ürünlerini de burada bulabilirsiniz.

Kyoto’da görmeniz gereken yerler: Kiyomizu-dera, Fushimi Inari Tapınağı, Kinkaku-ji Tapınağı, Arashiyama Bambu Ormanı, yakınındaki Maymun Parkı, çay seremonileri için ideal Gion bölgesi. Buradan ayrıca Nara’ya günübirlik gidebilirsiniz; ekspres trenle yarım saatte ulaşılıyor. Nara’da geyiklere bisküvi verebilirsiniz; bisküviler otobüs terminalinin yanındaki otomatlarda satılıyor. Geyikler biraz hırçın olabiliyor; dikkatli olun. Hafif eğilerek selam verip yedirmeniz daha güvenli. Kyoto’da ayrıca KUOE adında el işçiliğiyle ünlü bir saatçi var; kendinize zamansız bir hatıra alabilirsiniz.

Kyoto’da son gün yağmur vardı ama üç gün boyunca güneşliydi, çok şanslıydık.

Sonrasında son durak Osaka’ya geçtik. Osaka, gittiğimiz tüm şehirler arasında en hareketlisi ve İstanbul’a en çok benzeyeni. Trafik ve kalabalığı burada hissediyorsunuz. Osaka tatlılarıyla ünlü bir şehir; kendimi sürekli bir şeyler yerken buldum. Alışverişin çoğunu burada yaptım. Ünlü koşan adam reklamının olduğu Namba bölgesi çok turistik ve şehir gece gündüz ayakta. Dönüş yolunda nihayet kürek yapanları gördüm; kürek çekmeyi özlemişim. Aralıkta havalar soğuyunca tekrar başlamayı düşünüyorum. İstanbul’da yazın yer bulmak zor, sevdiğin kulübü de kolay kolay değiştiremiyorsun. İstanbul’da olmak güzel.

Asya halkları çok kibar, sakin ve yardımsever. Buraya tekrar gelmeyi dört gözle bekliyorum. Dönüşte Thai Airways ile uçtuk. Bagaj hakkı satın almak için birkaç gün önceden iletişime geçsek de kendilerine ulaşamadık. Havalimanında arkadaşım mecburen bagaj almak zorunda kaldı ve fiyat çok pahalıydı. Hiç kolaylık sağlamadılar. Bir daha Thai Airways tercih etmem muhtemelen; uzun uçuşlarda müşteri hizmetlerine ulaşamadığımızı söylememize rağmen daha yardımcı olabilirlerdi. 

 Japonya’ya gitmeden önce https://services.digital.go.jp/en/visit-japan-web/ bu web sitesinden formu doldurun böylece hava alanında sıra beklememiş olursunuz. Uzaklara gitmek güzel, son bir hatırlatmada fayda var, bir yere gittiğinizde uzak da yakın da olsa, kalacağınız otel, dönüş uçak biletleriniz, amacınızın Turizm olduğunu belirtmek ve mümkünse yaptığınız işle ilgili bir fotoğraf ve kartvizit mutlaka yanınızda olsun. Çünkü Polis bunu isteyebiliyor ve bunları sunmanız sizin rahatça ülke girmenizi sağlayacaktır. Çoğu zaman buna ihtiyaç duymazsınız ama yine de hatırlatmak da fayda var. Ben işimle ilgili fotoğraf istediklerinde hep bu sayfayı açıp gösteririm. Bu arada gitmeden hep e-Sim alırım. Böylece o ülkede ekonomik olarak internete bağlanırım. Monty UK ve Avrupada, Mobimatter.app ise Uzakdoğuda güzel planlar sunuyor. Buradan gitmeden e-Sim paketinizi aktive ederseniz, internete gittiğiniz yerde ulaşırsınız. Ayrıca ben Türk hattımı uluslar arası dolaşıma kapalı tutuyorum, böylece sürpriz fatura ödemiyorum. Hatta hattınızda e sim varken, Türk hattınız aktif ise Wifi üzerinden arama yaparak da kendi numaranız ile yurt dışından Türkiye’ye arama yapabilirsiniz.

Tekrar İstanbul’da olmak harika. Bu arada Kapadokya, Asya’da Türkiye’nin en çok bilinen yerlerinden biri. Orayı da en yakın zamanda ziyaret edeceğim.

Bu seyahat beni dönüştürdü, zihnimde Tokyonun düzeni, Seulün dinamizmi, Kyotonun dinginliği ve Osakanın rengarenk havası kaldı.